ajitatif.com - gökalp gürbüzer'in kişisel web sitesi
Friday, May 29, 2009
Dün yine bir acı haber aldık ulusça. Anlamsız, içi-dışı bozuk ve çürük bir sözüm ona savaşa 6 gencecik vatan evladını daha verdik. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11750189.asp?top=1 adresli haber'den alıntı yaparak söze başlayayım:

"Hakkari'nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesi’ne 30 kilometre uzaklıktaki 
Uzundere Köyü yakınlarında operasyona giden askerlerin geçişi sırasında,
önceki gece 23.30 sıralarında teröristler, yola döşedikleri mayını uzaktan kumandayla infilak ettirdi. Patlamada, askeri araçta bulunan İstikam Uzman Çavuş Ziya Bener, erler Özkan Dumlu, Deniz Demirci, Cafer Çelik, Kemal Özevin ile Adil Yıldız şehit düşerken, sekiz asker de yaralandı. Saldırı üzerine bölgede yoğun operasyona başlanırken, yaralı askerler helikopterle bölgeden alınarak tedavi altına alındı. Hakkári Valisi Muammer Türker, olumsuz hava koşulları nedeniyle yaralıların helikopterle Şırnak’a gönderildiğini söyledi."


Söylemek istediğim iki şey var, birisini Yılmaz Özdil zaten söylemiş bugünkü köşe yazısında. Okumanızı öneririm: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11750092.asp?yazarid=249

İkincisi ise bu çocukcağızların neden öldüğü. "Bu çocuklar neden ölüyor" sorusunun yanıtını kim veriyor bu ülkede? Bilmiyorlar mı yoksa korkuyorlar mı?

Çok neden sayılabilir bu masumcağızların ölmesine; ama asıl neden için olaya çok tepeden bakmak gerek. Bizlerin ölmesi gerek ki bu çürük dünya düzeni onu kuranların lehine iki gün daha işlesin. Biz aynı yurdun evlatları birbirimizi öldürmeye çalışıyoruz ki ABD'nin kasasına daha çok para girsin. ABD de bu paranın bir kısmını Avrupa'ya sus payı olarak veriyor, bir kısmını ise "dahili ve harici bedhahlarımıza" aktarıp onların sadakatını sağlıyor.

İnanmayanlar tarihe baksın, dünyanın şimdiki haline baksın.

Ertuğrul Özkök'ü sevmediğimi beni tanıyan herkes bilir ya da tahmin eder; ama bugünkü yazısında dediği bir söz var ki... Doğru söze ne denir?

"Şehit yakınları ve gaziler, feragat ve fedakarlık isteyen savaşların kutsal emanetleridir"

Başta şehit yakınlarımızın olmak üzere bütün ulusun hatta insanlığın başı sağolsun. Tanrı şehitlerimize rahmet etsin. Gazilere ve yakınlarına da büyük geçmiş olsun. Maalesef hepimiz aynı oyunun potansiyel kurbanıyız; ama ateş de düştüğü yeri yakıyor.

Friday, May 29, 2009 1:19:52 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Memleket Kurtarmaca | Türkçe#
Thursday, May 21, 2009
Windows'unuzu etki alanından çıkarmak ama kullanıcının bilgilerini kaybetmemek mi istiyorsunuz? Hatta ve hatta etki alanından çıktınız, "her şey için çok geç" diye mi düşünüyorsunuz? İşte size öneri:
  1. Yeni kullanıcı hesabınızı oluşturun (Bilgisayarım'a sağ tık | Yönet'ten Kullanıcılar bölümü)
  2. Yeni kullanıcı ile bir kez sisteme giriş yapın
  3. Sistemden çıkın ve yönetici olarak yeniden giriş yapın
  4. Windows, yeni kullanıcınızın dizin ve dosyalarını hazırlamış olmalı. Hemen C:\Documents and Settings\ dizinine gidin ve yeni kullanıcınızın adını taşıyan dizinin adını değiştirin ama bu adı unutmayın. Başına "_" koyulabilir örneğin
  5. Etki alanı kullanıcı dizininizin adını az önce adını değiştirdiğiniz dizinin eski adı olarak değiştirin.
  6. Sistemden çıkın ve yeni kullanıcınız olarak yeniden giriş yapın
Bende Skype ve GTalk yeniden hesap bilgilerimi sordu; onun dışında her şey eskisi gibi. Başlat menüsünden masaüstüne, web tarayıcı çerezlerine kadar. Hatta Visual Studio ayarlarımı da kurtardım; ki en büyük sorunum oydu.

Thursday, May 21, 2009 12:59:43 AM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Türkçe | Windows#
Sunday, May 17, 2009
Yaklaşık bir haftadır üzerinde uğraştığım ve dün sabah Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisleri Kulübü etkinlikleri sırasında sunumunu yaptığım makalem "Linux ve Java". Makale sunumunu JTPD çatısı altında yaptım ve mezun olduğum okulun eğitim olanaklarını görünce içim sızladı desem yeridir. Askere gideyim geleyim, eğer olabilecekse bir iki derse girerim yazılım ile ilgili. En azından gençlere bir bakış açısı sunarız. Maksat geleceğe yatırım, vatana hizmet...

Özet

Linux tabanlı işletim sistemleri bulunabilirliği, güvenliği, sağlamlığı ve en önemlisi maliyeti açılarından günümüzde en avantajlı işletim sistemleri olarak hak ettikleri ilgiye kavuşmaya başlamıştır. Bu yazının amacı, önemi gittikçe artan ve ülkemiz ev bilgisayarlarına da ulaşmaya başlayan bu işletim sistemi ile Java'nın uyumunu ortaya koymak ve neden “Linux ve Java” sorusunun yanıtlarını aramaktır.



Open Office 3.0 Dosyası : Linux ve Java.odt(810,14 KB)
Microsoft Word XP/2003 (Open Office'ten kırma) : Linux ve Java.doc (992,5 KB)
Adobe PDF : Java ve Linux.pdf (779,65 KB)
Sunday, May 17, 2009 12:03:52 AM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Etkinlik | Java | JTPD | Linux | Makale | Türkçe | Yazılım | Yazılım Geliştirme#
Friday, May 15, 2009
Efendim, bugünkü kitap önerim Banu Avar'ın "Böl ve Yut" adlı kitabı.

Kitap, Banu Avar'ın geçen sene mayıs ayına kadar 4 yıl boyunca TRT'de hazırladığı "Sınırlar Arasında" adlı programın seçme bölümlerinden derlenmiş. Kitaptaki bölümlerin ortak yanı, bölümlere konu olan ülkelerin "Batı"nın "ilgilendiği" ülkeler olması.

Kitapta 13 adet ülkeden derlenen notlar var ve bu ülkeler şunlar:
  • Irak
  • Ürdün
  • Mısır
  • Lübnan
  • Suriye
  • İran
  • Rusya
  • Abhazya
  • Gürcistan
  • Kosova
  • Sudan
  • Malezya
  • Singapur
Banu Avar'ın programlarını izlemeye hiç fırsatım olmamıştı ama izleyen arkadaşlarımdan çok iyi yorumlar almıştım. Kitabı okuduktan sonra Banu Hanım'a karşı olan takdirim daha da arttı. Kitap yalnızca gezilen ülkelerin bugünkü durumlarını anlatmakla kalmıyor, kısa geçmişlerini de özetleyerek neden-sonuç ilişkisini kurmamıza yardım ediyor. Bu ülkelerde neden ekonomik orta sınıf kalmamış ve orta sınıfın önemi nedir insan çok iyi anlıyor.

Örneğin, Atatürk'ün "Devletçilik" ilkesi bize öğretilirken "o eskidenmiş, artık özelleştirme diye bir şey var daha iyi" dedikleri yalandan başka bir şey değilmiş. Çünkü özelleştirme, bir liberalizm stratejisi. Devletin elindeki iktisadi kurumlar yurt dışına satılır savılır; "kürsel sermaye" ülkeye serbestçe giriş yaptığında da yerli üretim ithal ürünlerle rekabet edemez, çöküp gidermiş. Bunun sonucunda ekonomik orta sınıf ortadan kalkar, yurt dışından gelen şirketlerin yurt içi kollarına ortak olan kişiler çok zenginleşirken, çarkın dışında kalanlar git gide fakirleşirmiş. Bütün bunları yaparken kullanılan en büyük silah ise IMF ve "sıtend bay" anlaşmalarıymış. Bunlar bir yorum değil; dünyada geçtiğimiz yıllarda olup biten ve hala olup biten olaylar.

Kitabı okuyunca insan bu ülkeler ile Türkiye arasında paralellikler görüyor ve üzülüyor. Anlıyor ki AKP kimmiş neymiş, Ergenekon "Terrör Örgütü" nereden ve neden uydurulmuş... Üzülüyor ama en azından anlıyor, "strictly bussiness" dedikleri neymiş.

ISBN : 978-975-14-1314-7

Friday, May 15, 2009 10:40:00 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Banu Avar | Kitap | Tavsiye | Türkçe#
Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği çatısı altında hiç duyulmamış, görülmemiş bir kampanya başlatıyoruz: Kurum ve kuruluşlara ücretsiz eğitim desteği! Tamamen ücretsiz, süreleri 1-3 saat arasında değişen eğitimler ile bilmediğiniz teknolojilere kuş bakışı bir görüş ya da nokta atışı ayrıntılı bir çalışma; karar sizin.

Hakikaten beleş yahu, taş attınız da kolunuz mu yoruldu?

Ayrıntılı bilgi ve mevcut eğitim listesi : http://www.jtpd.org/public/TheStory.jsf?storyId=141
(Ben -gerekli hallerde oyuncu değişimi serbest olmakla birlikte- "Java Ortamında Sürekli Bütünlük Uygulamaları" eğitimini veriyorum)

Eğer listede eğitim almak istediğini konu yoksa bizi haberdar edin; en kısa sürede çaresine bakılır elden geldiğince.

Friday, May 15, 2009 2:54:31 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | JTPD | Türkçe | Yazılım | Yazılım Geliştirme#
Monday, May 04, 2009
Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği (JTPD) ve Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım ve Bilişim Kulübü'nün ortaklaşa gerçekleştirdiği ilk Java Teknoloji Saatleri (JTS) etkinliği geçen perşembe (30 Nisan 2008) Bahçeşehir Üniversitesi'nde yapıldı.

Peki ben neden burada bunu anlatıyorum? Çünkü işin içinde ben de varım :)



Biraz acemiliğimize geldi belli başlı oluşumlar; örneğin seminer ve EKÜ sürelerini çok iyi ayarlayamadık genellikle yetişmedi konular. Mamafih, bir sonraki JTS'de bu gibi sıkıntılar yaşamamak için ne gerekiyorsa yapacağız.

Genel olarak katılımcılar hazırlanan sunumlardan memnun kaldılar, özellikle EKÜ'ye ilgi yoğundu. Elden dağıttığımız anket kağıtlarında bazı katılımcılar "çok fotograf çektiniz, nerenize sokacaksınız bu kadar fotografı" eleştirisini getirmiş. Haklılar; ancak elden bir şey gelmez: 5 fotograf çekersin, 1 tanesi yayınlanacak kadar iyi çıkar. Yamuluyorsam düzeltin ama fotografçılık ahan da böyle bir şey. Etkinliğin çoğu fotografını ben çektim, elimde makine bir seminer salonunda bir EKÜ sınıfında. 3 küsür saat boyunca durmadan fotograf çektim ve karanlık çıkanlar ile net çıkmayan fotografları eledikten sonra elimde şu an kaç tane fotograf kaldı biliyor musunuz? 34. Bunları "seminerler (2 tane), EKÜler (2 tane) ve koridor" fotografları olarak 5 eşit parçaya bölseniz ortalama 7 fotograf oluyor her biri için -ki bu da çok sayılabilecek bir rakam değil. Kısacası eleştiriyi getirenler de haklı, ama malesef elden çok bir şey gelmiyor.

Hem kendimizi hem de etkinliğimizi daha da geliştireceğimiz bir sonraki JTS'de sizi de görmek isteriz efendim; kim bilir belki bir konu da ben anlatırım (?)

etkinlik ile ilgili ayrıntılı bilgi ve daha çok foto burada : http://www.jtpd.org/public/TheStory.jsf?storyId=134
Monday, May 04, 2009 4:06:45 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Etkinlik | JTPD | JTS | Türkçe | Yazılım#
Monday, April 27, 2009
Memleket kurtarmaca yazılarını çok sık yazmam, bu blog'u takip eden herkes bilir.. Vardır bir-iki kişi belki??

İşin geyiği bir yana, bugün canım yurdumun pek çok yerinde sabah erken saatlerde emniyet güçlerimiz operasyonlar düzenledi. Bu operasyonlardan kuşkusuz en çok ses getireni İstanbul Bostancı'daki bir hücre evine yapılan operasyondu. Operasyon tam 5,5 saat sürdü ve görevi başında 1 başkomiserimiz ile 16 yaşındaki 1 vatandaşımız yaşamlarını yitirdi. Görev başındaki 7 polis memuru ile 1 de gazeteci kameraman yaralandı.

5,5 saatin sonunda evin içinde direnen terörist ölü olarak ele geçirildi. Evin içinde bol miktarda mühimmat da bulundu.

Şimdi yazı buraya kadar, kaynağı hurriyet.com.tr olan haberdi. Bundan sonrası ise naçizane sorularım ve yorumlarım:

  1. Öncelikle teröristin polis telsiz frekanslarına girdiği söyleniyor. Elbette ki telsizler radyo dalgalarıyla çalışıyor ve frekansı bulan herkes tarafından dinlenebilir. Ancak bu telsizlerin bir şifreleme sistemi yok mudur? Polis telsiz frekanslarını bilen ve biraz telsizcilikten anlayan (ki teröristin iyi bir telsizci olduğu da söyleniyor) - belki askerliğini telsizci olarak yapmış birisi, "şu saatte şu adrese baskın yapıyoruz arkadaşlar" anonsunu alabiliyor mu ya da "ben frekansınıza girdim gelin de bulun kolaysa" diye araya girebiliyor mu? Bildiğim kadarıyla polis frekanslarını dinlemek suç unsuru; ancak yaptırım uygulanabilmesi için dinleyenin kendini yakalatması gerekir, kısacası sadece yasa ile bu işin güvenliği sağlanamaz.
  2. Saat 5,5 sularında başladığı bildirilen çatışma neden 5,5 saat sürmüştür? İstanbul Emniyeti'nin özel birlikleri olduğunu biliyoruz - ki bizzat bu birlikler olay yerine gelmelerinden 20 dakika sonra operasyonu tamamlamışlardır. İstanbul'un en ücra köşesinde de olsa bu birlikler, neden gelmeleri 5 saat sürmüştür? İstanbul sınırları içinde değil midir bu birlikler? Yoksa bir şeyi ya da bir kişiyi mi beklemişlerdir operasyon için? Eğer öyleyse bu şey nedir? Ya da bir kişiyse kimdir? Operasyonu bizzat başlattığı söylenen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah olabilir mi? Eğer öyleyse sayın Cerrah ne için beklemiştir 5 saat? O da bir şey ya da birisini mi beklemiştir? Neyi ya da kimi?
  3. Bu 5 saat bekleme süresince polis ekipleri alınması gereken önlemleri yeteceği kadar alabilmiş midir? Polis memurlarımız kendilerini bu gibi durumlarda korumanın yollarını öğreniyorlar mı? Öğreniyorlarsa neden 7 tanesi yaralanmıştır?
  4. 5 saat boyunca süren çatışmalar süresince patlama sesleri duyulduğu söyleniyor. Teröristin bubi tuzakları ve bombalar kullandığı da belirtiliyor. Peki bu operasyonda emniyet güçlerimiz keskin nişancı kullanmış mıdır? Kullandıysa 5 saat boyunca hiç bir nişancı hedefi görememiş midir? Kullanmadıysa neden kullanmamıştır? Daha hafta sonu Kadıköy Bağdat Caddesi'nde ve sahilde Segway'lere binen polis memurları gördüm. Segway'lere para bulan emniyet müdürlüğümüz keskin nişancı birliği kurmaya mı para bulamadı? Kaynak sıkıntısı da keskin nişancı birliği de yok ise bu işte bir ihmal yok mudur?
  5. Tek başına bir evi mesken eden bir teröristin profesyonel emniyet güçlerimizi 5,5 saat uğraştırmasını yetkililerin yaptığı gibi yalnızca "bomba ve bubi tuzaklarına" bağlamak gerçekçi midir?
5,5 saat süren bir operasyonun 2 insanın canına (teröristinkini elbette saymıyorum) mal olmasının sorumlusu kimdir? Bu iş daha kısa yapılabilirdi ve yapılmalıydı. Bu operasyon eğer yapılması gerektiği gibi yapılsaydı bu kadar uzun sürmeyecek ve belki de şehit polisimizin eşi dul, çocukları yetim kalmayacaktı. Belki 16 yaşındaki gencimizin ocağına evlat acısı yangını düşmeyecekti.

Bu canların vebalinin bu operasyonu yönetmeyi beceremeyenlerden ve operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden ve hatta operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden sorulması gerektiği kanısındayım.

İşte anlı şanlı emniyet teşkilatımızın gerçek terör örgütünün karşısındaki çaresizliği. Kesinlikle küçümsemek için söylemiyorum; ancak bu insanların bu işi "kıvıramadığı" da ortada. Hani yanlış anlaşılmayacak olsa "terör örgütü öyle değil, böyle olur" diyesim var.

Kolay öyle emekli generallerin, profesörlerin evine baskın yapmak sonra da "terör örgütü" demek... İş sıkıya gelince ne olduğunu gördük.

Tanrı şehidimize ve gencimize rahmet etsin, geride kalanlara sabır versin. Ulusumuzun da başı sağolsun, geçmiş olsun.

Monday, April 27, 2009 8:29:03 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Memleket Kurtarmaca | Türkçe | Güncel#
Gün geçmiyor ki bir gencimiz daha işsizlik nedeniyle askere gitmesin. İşbu gencimiz de beklemekten sıkıldı ve "neyse askerliğim çekerim" diyerek yerli şubesi olan Bursa Osmangazi Askerlik Şubesi'ne gidip Aralık 2009'da olan celbini Ağustos 2009'a aldırdı. Kısmetse Ağustos 1'de sınava gireceğim, 13'ünde ise ilk içtima...

Neyse ki şube bugün çok kalabalık değildi işim yarım saatte bitti. Memur hanım evraklarıma bakarken yüksek lisans ve lisans çıkış kağıtlarında "bilgisayar mühendisi" yazısını görünce "ya benim makine çalışmıyor bir bakıversene" dedi, kıramadım. Çok eski bir makineydi ve sabit diskini hiç görmüyordu. Yapacak bir şey yok, sistemci çocuklar halledecek artık. Ordu daha askere almadan mesleğimden yararlanmaya başladı ya ne diyeyim.

Tam da bugünlerde bedelli askerlikle ilgili fısıltılar yeniden alevlendi. Muhtemelen bir şey çıkmayacaktır yine, çıksa da çuvalla para isteyeceklerinden içim rahat sayılır.

Tek ümidim askerliğin kısa dönem çıkması. Siz de benim için dua ederseniz hiç hayır demem :)

Bu arada; askerlik şubesi, sistemini değiştirme sürecindeymiş. Yeni bilgisayarlarında Pardus kurulu gördüm hoşuma da gitti :)

Monday, April 27, 2009 7:45:20 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [1] | Askerlik | Kişisel | Pardus | Türkçe#
Wednesday, April 22, 2009
Son birkaç ayı evde geçirdiğimden ve Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği (ve tabiatıyla Java) ile daha fazla ilgilendiğimden artık emektar olmuş dizüstü bilgisayarıma Pardus 2008.2 kurdum. Bir-iki haftadır Pardus 2008.2 kullanıyorum ve şimdiye kadar oldukça memnunum. Arada bir ufak tefek sorunlar çıkıyor ama ya ozgurlukicin.com'dan ya da başka linux dağıtımlarına ait forumlardan yardım alarak çözebiliyorum.

Pardus ile ilgili görüşlerimi de sonraki yazılarımda değinmeyi planlıyorum ancak bahsetmeden geçemeyeceğim, Pardus'un en büyük gücü bence paket yöneticisi programı PiSi. Pardus'un geniş yelpazeli yazılım deposu ile birlikte çok iyi çalışıyor ve benim sorunum da tam burada başladı:

Malumunuz, Java ile daha haşır neşir olduğumdan Netbeans'i kurdum bilgisayarıma. PiSi'de de paketleri varmış ama ben dikkat etmemiştim, netbeans.org'dan indirdim ve kurdum. Bir web projesi üzerinde çalışıyorum ve gel zaman git zaman sonunda veritabanı gerekti.

Ben veritabanı olarak genellikle MySql'ı tercih ederim (PostreSQL'ı da çok öneriyorlar, bir ara onu da denemek gerek belki) ve zaten Netbeans'i kurduktan hemen sonra MySql'ı PiSi aracılığıyla yüklemiştim.

Ne var ki, JConnector benim MySql sunucuma bir türlü bağlanamıyor, "Comminucations link failure" deyip duruyordu, sanki MySql sunucusu hiç çalışmıyor. Konsol'dan "mysql" komutu ile bağlanıp istediğimi yapabiliyordum ama JConnector bağlanamıyordu. "Acaba sorun Netbeans'te mi, bir de telnet deneyeyim" dedim ama nafile. Bağlantı isteği açıkça reddediliyordu.

Çözüm:

Sorunun /etc/my.cnf dosyası ile ilgili olduğundan şüphelendim ama my.cnf ile ilgili neredeyse hiç bilgim yoktu. Ben de örütbağda (internet) biraz araştırma yaptım. İlgili satırın "security" bölümünde olabileceğini buldum.

PiSi'nin MySql'ı yüklerken getirdiği ayarlarda skip-networking ayarı açıkmış. Bu da konsol dışından gelen bağlantıları reddetmeye yarıyormuş. Satırın başına # ekleyip dosyayı kaydettim ve MySql sunucusunu yeniden başlattım (sudo service mysql_server restart). Tadaaaa :)

Öncelikle sevgili Türkiyem'in sonra da bütün dünyanın olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Yalnızca hatırlayın, önce Ulusal Egemenlik sonra Çocuk Bayramı. Çocuk Bayramı diye yutturmaya çalışanlara kanmayın, unutmayın.

Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği : www.jtpd.org
Netbeans : www.netbeans.org
MySql : www.mysql.com
Pardus : www.pardus.org.tr

Wednesday, April 22, 2009 11:59:33 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [1] | Linux | MySql | NetBeans | Pardus | Türkçe | Veritabanı#
Tuesday, April 07, 2009
Wikipedia'nın bütün veritabanının MySql betiklerinin halka açık olduğunuzdan haberiniz vardır muhtemelen. Haberiniz yoksa da ayrıntılı bilgi http://en.wikipedia.org/wiki/Wikipedia_database adresinde.

Herşey iyi, güzel ama 2,5 GB'lık categorylinks SQL betiğinde MySql hep hata veriyor. Hata nedeni yanlış timestamp türü veri girilmeye çalışılması imiş ("Invalid timestamp value").

Biraz internet araştırısı ve biraz gayretle bu mesajın aslında bir hata değil, uyarı mesajı olduğunu anladım. MySql, canımın içi de 2,5 gb'lık toplu işlemde (transaction) bir tanecik bile uyarı aldığında bütün işlemi geri sarıyor. Aslında bu uyarıyı hata olarak görmesinin nedeni, olayın toplu işlem içinde gerçekleşiyor olması ve MySql'ın bu davranışını Sql Kipleri ile halledebiliyoruz.

Şimdi aşağıdaki komutu MySql'ınıza girin ve sonucuna bir bakın:
select @@global.sql_mode
Eğer siz de benim gibi MySql'ınızın çalışma parametrelerine dokunmadıysanız sonuç olarak aşağıdakine benzer bir manzara çıkacaktır:
STRICT_TRANS_TABLES,NO_AUTO_CREATE_USER,NO_ENGINE_SUBSTITUTION
Eeesi, STRICT_TRANS_TABLES kipi toplu işlemlerde herhangi bir değeri tabloya ekleyemediği (INSERT) anda bütün işlemi geri sardırır. Biz de verdiğimiz değerler arasında böyle sorunlu değerler olduğunu bildiğimize göre haydi bu kipi kapatalım:
set global sql_mode = ''
Böylece bütün Sql kiplerini kapatmış olduk. Ama öyle hemen Wikipedia yığmasına saldırmayın, bu komut bundan sonraki bağlantılarda geçerli olacak. SQLyog'da iseniz "File | New Connection Using Current Settings" ile yeni bir bağlantı açar, sonrasında Wikipedia yığmasına yumulabilirsiniz.

Biraz Teknik Ayrıntı

MySql sunucusu (hizmet ya da cin/peri (DEAMON) olsun) çalıştırılırken Sql kipleri de verilir. Kipler my.ini (ya da linux'ta my.cnf) dosyasının içinde sql-mode="kipler" olarak ya da komut satırında --sql-mode="kipler" ile belirtilir (kipler virgül ile ayrılır). Bu kiplerin asıl amacı MySql'ı olabildiğince uyumlu kılmaktır. Nitekim bazı Sql kip kısayolları da bunu kanıtlar:
MSSQL = PIPES_AS_CONCAT, ANSI_QUOTES, IGNORE_SPACE, NO_KEY_OPTIONS, NO_TABLE_OPTIONS, NO_FIELD_OPTIONS
POSTGRESQL = PIPES_AS_CONCAT, ANSI_QUOTES, IGNORE_SPACE, NO_KEY_OPTIONS, NO_TABLE_OPTIONS, NO_FIELD_OPTIONS
ORACLE = PIPES_AS_CONCAT, ANSI_QUOTES, IGNORE_SPACE, NO_KEY_OPTIONS, NO_TABLE_OPTIONS, NO_FIELD_OPTIONS, NO_AUTO_CREATE_USER
MYSQL40 = NO_FIELD_OPTIONS, HIGH_NOT_PRECEDENCE
...
...
Sql kiplerini sunucu başladıktan sonra değiştirmek için de sql_mode küresel parametresini kullanıyoruz. MySql'da @@ işareti sunucu parametresini belirtir. Biz de global parametresinin sql_mode sistem değişkenini görmek için
select @@global.sql_mode
sorgusunu verdik. Daha sonra da bu parametreyi değiştirmek için biraz daha farklı bir belirtim olan
set global sql_mode = ''
deyimini kullandık. sql_mode sistem değişkeni ile ilgili daha ayrıntılı bilgi http://dev.mysql.com/doc/refman/5.0/en/server-sql-mode.html adresinde.

MySql'de sistem değişkenleri ikiye ayrılır: küresel (GLOBAL) ve oturum (SESSION) sistem değişkenleri. Adlarından da anlaşılacağı üzere bunlar yalnızca geçerli bağlantı (oturum) ya da bütün bağlantıları (küresel) kapsar ve etkiler. Benzer şekilde oturum sistem değişkenlerini görebilir ve değiştirebiliriz; ancak bazı sistem değişkenleri yalnızca oturum bazıları da yalnızca küresel kapsamda bulunurlar:
select @@session.sql_warnings
set session sql_warnings = ON
Ancak oturuma ait sql_mode sistem değişkenini değiştirmek bu örnekte işe yaramıyor, nedenini ben de çözemedim ama sanırım sql_mode parametresi bağlantıdan önce tanımlanması gereken bir sistem değişkeni.

Bütün sistem değişkenlerini görmek için MySql'a
show variables
komutunu girebiliriz.

Soru

Bunca şeyi yazdım, ettim ve categorylinks tablosunu kendi veritabanıma yığmayı başardım. Peki Wikipedia kategorileri arasındaki hiyerarşiyi nasıl çıkartacağım? Bilen varsa beri gelsin ne olur...

Tuesday, April 07, 2009 11:38:50 AM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | MySql | Türkçe | Veritabanı | Wikipedia#
Search
Archive
Links
Categories
Admin Login
Sign In
Blogroll
 aychulus.blogspot.com
Kuzen Ayşegül'ün blog'u
[Feed] volkanvardar.com
Volkan Vardar kişisel blog ve portföy sitesi
Themes
Pick a theme: