Memleket kurtarmaca yazılarını çok sık yazmam, bu blog'u takip eden herkes bilir.. Vardır bir-iki kişi belki??
İşin geyiği bir yana, bugün canım yurdumun pek çok yerinde sabah erken saatlerde emniyet güçlerimiz operasyonlar düzenledi. Bu operasyonlardan kuşkusuz en çok ses getireni İstanbul Bostancı'daki bir hücre evine yapılan operasyondu. Operasyon tam 5,5 saat sürdü ve görevi başında 1 başkomiserimiz ile 16 yaşındaki 1 vatandaşımız yaşamlarını yitirdi. Görev başındaki 7 polis memuru ile 1 de gazeteci kameraman yaralandı.
5,5 saatin sonunda evin içinde direnen terörist ölü olarak ele geçirildi. Evin içinde bol miktarda mühimmat da bulundu.
Şimdi yazı buraya kadar, kaynağı hurriyet.com.tr olan haberdi. Bundan sonrası ise naçizane sorularım ve yorumlarım:
- Öncelikle teröristin polis telsiz frekanslarına girdiği söyleniyor. Elbette ki telsizler radyo dalgalarıyla çalışıyor ve frekansı bulan herkes tarafından dinlenebilir. Ancak bu telsizlerin bir şifreleme sistemi yok mudur? Polis telsiz frekanslarını bilen ve biraz telsizcilikten anlayan (ki teröristin iyi bir telsizci olduğu da söyleniyor) - belki askerliğini telsizci olarak yapmış birisi, "şu saatte şu adrese baskın yapıyoruz arkadaşlar" anonsunu alabiliyor mu ya da "ben frekansınıza girdim gelin de bulun kolaysa" diye araya girebiliyor mu? Bildiğim kadarıyla polis frekanslarını dinlemek suç unsuru; ancak yaptırım uygulanabilmesi için dinleyenin kendini yakalatması gerekir, kısacası sadece yasa ile bu işin güvenliği sağlanamaz.
- Saat 5,5 sularında başladığı bildirilen çatışma neden 5,5 saat sürmüştür? İstanbul Emniyeti'nin özel birlikleri olduğunu biliyoruz - ki bizzat bu birlikler olay yerine gelmelerinden 20 dakika sonra operasyonu tamamlamışlardır. İstanbul'un en ücra köşesinde de olsa bu birlikler, neden gelmeleri 5 saat sürmüştür? İstanbul sınırları içinde değil midir bu birlikler? Yoksa bir şeyi ya da bir kişiyi mi beklemişlerdir operasyon için? Eğer öyleyse bu şey nedir? Ya da bir kişiyse kimdir? Operasyonu bizzat başlattığı söylenen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah olabilir mi? Eğer öyleyse sayın Cerrah ne için beklemiştir 5 saat? O da bir şey ya da birisini mi beklemiştir? Neyi ya da kimi?
- Bu 5 saat bekleme süresince polis ekipleri alınması gereken önlemleri yeteceği kadar alabilmiş midir? Polis memurlarımız kendilerini bu gibi durumlarda korumanın yollarını öğreniyorlar mı? Öğreniyorlarsa neden 7 tanesi yaralanmıştır?
- 5 saat boyunca süren çatışmalar süresince patlama sesleri duyulduğu söyleniyor. Teröristin bubi tuzakları ve bombalar kullandığı da belirtiliyor. Peki bu operasyonda emniyet güçlerimiz keskin nişancı kullanmış mıdır? Kullandıysa 5 saat boyunca hiç bir nişancı hedefi görememiş midir? Kullanmadıysa neden kullanmamıştır? Daha hafta sonu Kadıköy Bağdat Caddesi'nde ve sahilde Segway'lere binen polis memurları gördüm. Segway'lere para bulan emniyet müdürlüğümüz keskin nişancı birliği kurmaya mı para bulamadı? Kaynak sıkıntısı da keskin nişancı birliği de yok ise bu işte bir ihmal yok mudur?
- Tek başına bir evi mesken eden bir teröristin profesyonel emniyet güçlerimizi 5,5 saat uğraştırmasını yetkililerin yaptığı gibi yalnızca "bomba ve bubi tuzaklarına" bağlamak gerçekçi midir?
5,5 saat süren bir operasyonun 2 insanın canına (teröristinkini elbette saymıyorum) mal olmasının sorumlusu kimdir? Bu iş daha kısa yapılabilirdi ve yapılmalıydı. Bu operasyon eğer yapılması gerektiği gibi yapılsaydı bu kadar uzun sürmeyecek ve belki de şehit polisimizin eşi dul, çocukları yetim kalmayacaktı. Belki 16 yaşındaki gencimizin ocağına evlat acısı yangını düşmeyecekti.
Bu canların vebalinin bu operasyonu yönetmeyi beceremeyenlerden ve operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden ve hatta operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden sorulması gerektiği kanısındayım.
İşte anlı şanlı emniyet teşkilatımızın gerçek terör örgütünün karşısındaki çaresizliği. Kesinlikle küçümsemek için söylemiyorum; ancak bu insanların bu işi "kıvıramadığı" da ortada. Hani yanlış anlaşılmayacak olsa "terör örgütü öyle değil, böyle olur" diyesim var.
Kolay öyle emekli generallerin, profesörlerin evine baskın yapmak sonra da "terör örgütü" demek... İş sıkıya gelince ne olduğunu gördük.
Tanrı şehidimize ve gencimize rahmet etsin, geride kalanlara sabır versin. Ulusumuzun da başı sağolsun, geçmiş olsun.