ajitatif.com - gökalp gürbüzer'in kişisel web sitesi
Tuesday, January 19, 2010
İşbu sitenin sahibi Gökalp GÜRBÜZER 18 Ocak 2010 itibariyle Hürgeneral rütbesine terfi edilmiş olup, Maltepe / İstanbul'da Gürbüzer ailesi konutuna ataması yapılmıştır.

En rahat askerlik, bitmiş olandır

Tuesday, January 19, 2010 9:23:16 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [3] | AdSense | ajitatif.com | Askerlik | ASP.NET | ATL | Banu Avar | Blograzzi | C++ | Çanakkale Savaşları | D880 | dasBlog | English | Etkinlik | google | Güncel | hakia.com | Internet Explorer | İstanbulluluk | Jargon | Java | JTPD | JTS | Kişisel | Kitap | Kronik Acemilik | Linux | Makale | Memleket Kurtarmaca | MySql | NetBeans | Oktay Sinanoğlu | Pardus | ProjeCep | Samsung | ScoopBar | Software Development | Tarih | Tavsiye | Tiyatro | Tiyatro Sporu | Türkçe | Ürün İnceleme | Veritabanı | Vosvos | VS 2005 | Web | Web Development | Web Geliştirme | Wikipedia | Windows | XUL | Yazılım | Yazılım Geliştirme#
Friday, May 15, 2009
Efendim, bugünkü kitap önerim Banu Avar'ın "Böl ve Yut" adlı kitabı.

Kitap, Banu Avar'ın geçen sene mayıs ayına kadar 4 yıl boyunca TRT'de hazırladığı "Sınırlar Arasında" adlı programın seçme bölümlerinden derlenmiş. Kitaptaki bölümlerin ortak yanı, bölümlere konu olan ülkelerin "Batı"nın "ilgilendiği" ülkeler olması.

Kitapta 13 adet ülkeden derlenen notlar var ve bu ülkeler şunlar:
  • Irak
  • Ürdün
  • Mısır
  • Lübnan
  • Suriye
  • İran
  • Rusya
  • Abhazya
  • Gürcistan
  • Kosova
  • Sudan
  • Malezya
  • Singapur
Banu Avar'ın programlarını izlemeye hiç fırsatım olmamıştı ama izleyen arkadaşlarımdan çok iyi yorumlar almıştım. Kitabı okuduktan sonra Banu Hanım'a karşı olan takdirim daha da arttı. Kitap yalnızca gezilen ülkelerin bugünkü durumlarını anlatmakla kalmıyor, kısa geçmişlerini de özetleyerek neden-sonuç ilişkisini kurmamıza yardım ediyor. Bu ülkelerde neden ekonomik orta sınıf kalmamış ve orta sınıfın önemi nedir insan çok iyi anlıyor.

Örneğin, Atatürk'ün "Devletçilik" ilkesi bize öğretilirken "o eskidenmiş, artık özelleştirme diye bir şey var daha iyi" dedikleri yalandan başka bir şey değilmiş. Çünkü özelleştirme, bir liberalizm stratejisi. Devletin elindeki iktisadi kurumlar yurt dışına satılır savılır; "kürsel sermaye" ülkeye serbestçe giriş yaptığında da yerli üretim ithal ürünlerle rekabet edemez, çöküp gidermiş. Bunun sonucunda ekonomik orta sınıf ortadan kalkar, yurt dışından gelen şirketlerin yurt içi kollarına ortak olan kişiler çok zenginleşirken, çarkın dışında kalanlar git gide fakirleşirmiş. Bütün bunları yaparken kullanılan en büyük silah ise IMF ve "sıtend bay" anlaşmalarıymış. Bunlar bir yorum değil; dünyada geçtiğimiz yıllarda olup biten ve hala olup biten olaylar.

Kitabı okuyunca insan bu ülkeler ile Türkiye arasında paralellikler görüyor ve üzülüyor. Anlıyor ki AKP kimmiş neymiş, Ergenekon "Terrör Örgütü" nereden ve neden uydurulmuş... Üzülüyor ama en azından anlıyor, "strictly bussiness" dedikleri neymiş.

ISBN : 978-975-14-1314-7

Friday, May 15, 2009 10:40:00 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Banu Avar | Kitap | Tavsiye | Türkçe#
Thursday, January 15, 2009
Yanlış anımsamıyorsam geçen cumartesi akşamıydı. Bir televizyon kanalında üç "entelin" bir konuk çağırıp sohbet ettikleri bir program var. Bu programa o gün Oktay Sinanoğlu davet edilmiş. (Aslında bir arkadaşım bir önceki hafta bana "Oktay Sinanoğlu o programa katıldı" demişti, "konuşturmadılar adamı, sansürlermişçesine başka canlı yayına girdiler". Ben de "tüh keşke izleseydim" diyordum, kısmet mi denir ne denir)

Adını duymayanlara hatırlatayım: Oktay Sinanoğlu 1935 doğumlu bir Türk bilim adamı. 1950'lerin Türkiye'sinde liseyi bitirdikten sonra üniversite (kendi deyimiyle evrenkent) okumak için Amerika Birleşik Devletleri'ne, okuduğu TED Yenişehir Koleji'nin bursuyla gidiyor. Kimyaya meraklı bu genç, 20. yüzyılın en genç profesörü ünvanını meşhur Yale Üniversitesi'nde aldığı sırada yıl 1963. Dünyayı gezmiş, bilimin ve bilim insanlarının içyüzlerini görmüş ve sonunda 1993 yılında anavatanı Türkiye'ye dönmüş. O zamandan beri de Türk bilimi, Türk tarihi ve Türk dilini güçlendirme uğraşlarını Türkiye'de sürdürüyor.

Dönelim malum programa. Oktay Sinanoğlu zehir gibi bir adam, inanılmaz zeki ve bir o kadar da enerjik. Bir soru soruyorsun, on dakika boyunca anlatıyor. Fazla kulak vermesen, "soruya yanıt vermiyor" dersin ama aslında sorulan sorunun yanıtının etrafını saran şeyler anlatıyor. Hem daha fazla bilgi paylaşmış oluyor ve hem de karşılıklı beyin çalıştırmış oluyorsun.

Harun Tekin Bey pek sevemedi bu tür bir konuşma tarzını, biraz çekememezlik oldu belki de. Benim aklıma kendisinin İstanbul Alman Lisesi mezunu olduğu geldi, belki nedeni budur diye düşündüm; nitekim Oktay Sinanoğlu'nun savunduğu şeylere zıt bir okul (en azından ben öyle düşünüyorum).

Pelin Batu Hanım ise bol bol övgüler yağdırdı Amerikan şiveli Türkçesiyle.

Bu arada da Oktay Sinanoğlu, (her zaman yaptığı gibi) eğitim dilinin tamamen Türkçe olma gerekleri, Türkçe'nin matematikselliği, Türk Tarihi, bütün bunların Batı tarafından nasıl unutturulmaya çalıştığını anlatıyor dili döndüğünce.

Bendeniz ise Oktay Sinanoğlu'nu biliyordum; ancak tanımıyormuşum. Bu programı izledikten sonra bir arzu geldi, bir arkadaşımdan zamanında ödünç aldığım ama hala ver(e)mediğim (ve o zamana kadar da okumamış olduğum) "türk aynştaynı" (Emine Çaykara, İş Bankası Kültür Yayınları) adlı kitabı okumaya başladım. Kitabı vahşetle tavsiye ederim, gözümüz biraz insan görsün.

Kitap, söyleşi şeklinde yazılmış ve Oktay Sinanoğlu aynı o programdaki gibi hemen her soruya bir sayfa kadar yanıt vermiş. Kitap, Oktay Sinanoğlu'nun yaşamını (pek zaman-sıralı olduğu söylenemez, laf lafı açıyor sık sık kitapta da) anlatırken aslında yaşama dair pek çok şey anlatıyor. Sinanoğlu'nun bilimle, edebiyatla, sanatla ve insanlarla ilişkilerinden ben kendime dair pek çok şey buldum, hem de Oktay Sinanoğlu nasıl bir insandır tanımış oldum. Tanıdıkça da "ah bir oturup sohbet edebilsem" dedim içimden.

Evet, Oktay Sinanoğlu olağan dışı bir zekaya sahip ama Oktay Sinanoğlu'nu 28 yaşında Yale'de profesör yapan onun zekasından çok çalışma azmi ve bilime olan tutkusu olmuş. Dünyanın her yerini gezmiş - ki ben "Bilbo Baggins kadar gezmiş" diyorum - ve her yerdeki insanlardan hem iyilik hem de kötülük görmüş. Yine de bildiğini okumuş, insanlara ve yaşama küsmemiş.

Belki de en çok gereksinim duyduğum zamanda bana ilham verdi Oktay Sinanoğlu'nun yaşam hikayesi. Bana yaşamın inişli-çıkışlı olduğunu hatırlattı, bir de ne olursa olsun çalışmaktan vazgeçmemem gerektiğini.

Tabii hatırlattığı bir de Türklük kısmı var :)

Thursday, January 15, 2009 9:51:44 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [1] | Türkçe | Oktay Sinanoğlu | Kitap#
Search
Archive
Links
Categories
Admin Login
Sign In
Blogroll
 aychulus.blogspot.com
Kuzen Ayşegül'ün blog'u
[Feed] volkanvardar.com
Volkan Vardar kişisel blog ve portföy sitesi
Themes
Pick a theme: