ajitatif.com - gökalp gürbüzer'in kişisel web sitesi
Tuesday, January 19, 2010
İşbu sitenin sahibi Gökalp GÜRBÜZER 18 Ocak 2010 itibariyle Hürgeneral rütbesine terfi edilmiş olup, Maltepe / İstanbul'da Gürbüzer ailesi konutuna ataması yapılmıştır.

En rahat askerlik, bitmiş olandır

Tuesday, January 19, 2010 9:23:16 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [3] | AdSense | ajitatif.com | Askerlik | ASP.NET | ATL | Banu Avar | Blograzzi | C++ | Çanakkale Savaşları | D880 | dasBlog | English | Etkinlik | google | Güncel | hakia.com | Internet Explorer | İstanbulluluk | Jargon | Java | JTPD | JTS | Kişisel | Kitap | Kronik Acemilik | Linux | Makale | Memleket Kurtarmaca | MySql | NetBeans | Oktay Sinanoğlu | Pardus | ProjeCep | Samsung | ScoopBar | Software Development | Tarih | Tavsiye | Tiyatro | Tiyatro Sporu | Türkçe | Ürün İnceleme | Veritabanı | Vosvos | VS 2005 | Web | Web Development | Web Geliştirme | Wikipedia | Windows | XUL | Yazılım | Yazılım Geliştirme#
Friday, May 29, 2009
Dün yine bir acı haber aldık ulusça. Anlamsız, içi-dışı bozuk ve çürük bir sözüm ona savaşa 6 gencecik vatan evladını daha verdik. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11750189.asp?top=1 adresli haber'den alıntı yaparak söze başlayayım:

"Hakkari'nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesi’ne 30 kilometre uzaklıktaki 
Uzundere Köyü yakınlarında operasyona giden askerlerin geçişi sırasında,
önceki gece 23.30 sıralarında teröristler, yola döşedikleri mayını uzaktan kumandayla infilak ettirdi. Patlamada, askeri araçta bulunan İstikam Uzman Çavuş Ziya Bener, erler Özkan Dumlu, Deniz Demirci, Cafer Çelik, Kemal Özevin ile Adil Yıldız şehit düşerken, sekiz asker de yaralandı. Saldırı üzerine bölgede yoğun operasyona başlanırken, yaralı askerler helikopterle bölgeden alınarak tedavi altına alındı. Hakkári Valisi Muammer Türker, olumsuz hava koşulları nedeniyle yaralıların helikopterle Şırnak’a gönderildiğini söyledi."


Söylemek istediğim iki şey var, birisini Yılmaz Özdil zaten söylemiş bugünkü köşe yazısında. Okumanızı öneririm: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11750092.asp?yazarid=249

İkincisi ise bu çocukcağızların neden öldüğü. "Bu çocuklar neden ölüyor" sorusunun yanıtını kim veriyor bu ülkede? Bilmiyorlar mı yoksa korkuyorlar mı?

Çok neden sayılabilir bu masumcağızların ölmesine; ama asıl neden için olaya çok tepeden bakmak gerek. Bizlerin ölmesi gerek ki bu çürük dünya düzeni onu kuranların lehine iki gün daha işlesin. Biz aynı yurdun evlatları birbirimizi öldürmeye çalışıyoruz ki ABD'nin kasasına daha çok para girsin. ABD de bu paranın bir kısmını Avrupa'ya sus payı olarak veriyor, bir kısmını ise "dahili ve harici bedhahlarımıza" aktarıp onların sadakatını sağlıyor.

İnanmayanlar tarihe baksın, dünyanın şimdiki haline baksın.

Ertuğrul Özkök'ü sevmediğimi beni tanıyan herkes bilir ya da tahmin eder; ama bugünkü yazısında dediği bir söz var ki... Doğru söze ne denir?

"Şehit yakınları ve gaziler, feragat ve fedakarlık isteyen savaşların kutsal emanetleridir"

Başta şehit yakınlarımızın olmak üzere bütün ulusun hatta insanlığın başı sağolsun. Tanrı şehitlerimize rahmet etsin. Gazilere ve yakınlarına da büyük geçmiş olsun. Maalesef hepimiz aynı oyunun potansiyel kurbanıyız; ama ateş de düştüğü yeri yakıyor.

Friday, May 29, 2009 1:19:52 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Memleket Kurtarmaca | Türkçe#
Monday, April 27, 2009
Memleket kurtarmaca yazılarını çok sık yazmam, bu blog'u takip eden herkes bilir.. Vardır bir-iki kişi belki??

İşin geyiği bir yana, bugün canım yurdumun pek çok yerinde sabah erken saatlerde emniyet güçlerimiz operasyonlar düzenledi. Bu operasyonlardan kuşkusuz en çok ses getireni İstanbul Bostancı'daki bir hücre evine yapılan operasyondu. Operasyon tam 5,5 saat sürdü ve görevi başında 1 başkomiserimiz ile 16 yaşındaki 1 vatandaşımız yaşamlarını yitirdi. Görev başındaki 7 polis memuru ile 1 de gazeteci kameraman yaralandı.

5,5 saatin sonunda evin içinde direnen terörist ölü olarak ele geçirildi. Evin içinde bol miktarda mühimmat da bulundu.

Şimdi yazı buraya kadar, kaynağı hurriyet.com.tr olan haberdi. Bundan sonrası ise naçizane sorularım ve yorumlarım:

  1. Öncelikle teröristin polis telsiz frekanslarına girdiği söyleniyor. Elbette ki telsizler radyo dalgalarıyla çalışıyor ve frekansı bulan herkes tarafından dinlenebilir. Ancak bu telsizlerin bir şifreleme sistemi yok mudur? Polis telsiz frekanslarını bilen ve biraz telsizcilikten anlayan (ki teröristin iyi bir telsizci olduğu da söyleniyor) - belki askerliğini telsizci olarak yapmış birisi, "şu saatte şu adrese baskın yapıyoruz arkadaşlar" anonsunu alabiliyor mu ya da "ben frekansınıza girdim gelin de bulun kolaysa" diye araya girebiliyor mu? Bildiğim kadarıyla polis frekanslarını dinlemek suç unsuru; ancak yaptırım uygulanabilmesi için dinleyenin kendini yakalatması gerekir, kısacası sadece yasa ile bu işin güvenliği sağlanamaz.
  2. Saat 5,5 sularında başladığı bildirilen çatışma neden 5,5 saat sürmüştür? İstanbul Emniyeti'nin özel birlikleri olduğunu biliyoruz - ki bizzat bu birlikler olay yerine gelmelerinden 20 dakika sonra operasyonu tamamlamışlardır. İstanbul'un en ücra köşesinde de olsa bu birlikler, neden gelmeleri 5 saat sürmüştür? İstanbul sınırları içinde değil midir bu birlikler? Yoksa bir şeyi ya da bir kişiyi mi beklemişlerdir operasyon için? Eğer öyleyse bu şey nedir? Ya da bir kişiyse kimdir? Operasyonu bizzat başlattığı söylenen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah olabilir mi? Eğer öyleyse sayın Cerrah ne için beklemiştir 5 saat? O da bir şey ya da birisini mi beklemiştir? Neyi ya da kimi?
  3. Bu 5 saat bekleme süresince polis ekipleri alınması gereken önlemleri yeteceği kadar alabilmiş midir? Polis memurlarımız kendilerini bu gibi durumlarda korumanın yollarını öğreniyorlar mı? Öğreniyorlarsa neden 7 tanesi yaralanmıştır?
  4. 5 saat boyunca süren çatışmalar süresince patlama sesleri duyulduğu söyleniyor. Teröristin bubi tuzakları ve bombalar kullandığı da belirtiliyor. Peki bu operasyonda emniyet güçlerimiz keskin nişancı kullanmış mıdır? Kullandıysa 5 saat boyunca hiç bir nişancı hedefi görememiş midir? Kullanmadıysa neden kullanmamıştır? Daha hafta sonu Kadıköy Bağdat Caddesi'nde ve sahilde Segway'lere binen polis memurları gördüm. Segway'lere para bulan emniyet müdürlüğümüz keskin nişancı birliği kurmaya mı para bulamadı? Kaynak sıkıntısı da keskin nişancı birliği de yok ise bu işte bir ihmal yok mudur?
  5. Tek başına bir evi mesken eden bir teröristin profesyonel emniyet güçlerimizi 5,5 saat uğraştırmasını yetkililerin yaptığı gibi yalnızca "bomba ve bubi tuzaklarına" bağlamak gerçekçi midir?
5,5 saat süren bir operasyonun 2 insanın canına (teröristinkini elbette saymıyorum) mal olmasının sorumlusu kimdir? Bu iş daha kısa yapılabilirdi ve yapılmalıydı. Bu operasyon eğer yapılması gerektiği gibi yapılsaydı bu kadar uzun sürmeyecek ve belki de şehit polisimizin eşi dul, çocukları yetim kalmayacaktı. Belki 16 yaşındaki gencimizin ocağına evlat acısı yangını düşmeyecekti.

Bu canların vebalinin bu operasyonu yönetmeyi beceremeyenlerden ve operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden ve hatta operasyonu yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenleri yönetmeyi beceremeyenlerden sorulması gerektiği kanısındayım.

İşte anlı şanlı emniyet teşkilatımızın gerçek terör örgütünün karşısındaki çaresizliği. Kesinlikle küçümsemek için söylemiyorum; ancak bu insanların bu işi "kıvıramadığı" da ortada. Hani yanlış anlaşılmayacak olsa "terör örgütü öyle değil, böyle olur" diyesim var.

Kolay öyle emekli generallerin, profesörlerin evine baskın yapmak sonra da "terör örgütü" demek... İş sıkıya gelince ne olduğunu gördük.

Tanrı şehidimize ve gencimize rahmet etsin, geride kalanlara sabır versin. Ulusumuzun da başı sağolsun, geçmiş olsun.

Monday, April 27, 2009 8:29:03 PM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Memleket Kurtarmaca | Türkçe | Güncel#
Monday, October 22, 2007
Belki bu yazıyı okuyanların ciddi bir bölümü beni mızıkçı olarak itham edecekler ama yazmadan duramıyorum:

21 Ekim 2007 tarihinde yapılan ulusal referanduma katılım tahmin edildiği gibi düşük çıktı. Her ne kadar sayın başbakanımız katılımın "Avrupa'daki pek çok yerel seçimden daha yüksek" olduğunu ileri sürse de rakamlar ortada ntvmsnbc'ye göre [1] katılım oranı %67,32. Evetler %69,12 ve Hayırlar %30,88.

Bu sayın rakamlara göre hesap basit: 67,32/100 * 69,12/100 = %46,53.

Matematik ve Bool cebri diyor ki "bu ülkenin yarısından fazlası anayasa teklifini onayladığını söylemiyor". Bu da ,-özellikle de- bu kadar çok sayıda insanı (bir ulusu) bu kadar çok etkileyecek bir konu söz konusuyken, "onaylanmışlık" anlamına gelmez.

Varolan anayasanın gereği ne olursa olsun, benim mantığım bu referandum'un halk tarafından kabul edilmemiş olduğunu söylüyor, isterseniz "mızık makara" deyin. Oyumu "hayır" olarak kullandığım için değil, yalnızca aklımı çalıştırdığım için...

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" (M. Kemal Atatürk)

[1] http://www.ntvmsnbc.com/modules/referandum2007/default.asp
Monday, October 22, 2007 10:59:41 AM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | Comments [0] | Türkçe | Memleket Kurtarmaca#
Search
Archive
Links
Categories
Admin Login
Sign In
Blogroll
 aychulus.blogspot.com
Kuzen Ayşegül'ün blog'u
[Feed] volkanvardar.com
Volkan Vardar kişisel blog ve portföy sitesi
Themes
Pick a theme: