Friday, May 29, 2009 |
|
|
Dün yine bir acı haber aldık ulusça. Anlamsız, içi-dışı bozuk ve çürük bir sözüm ona savaşa 6 gencecik vatan evladını daha verdik. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11750189.asp?top=1 adresli haber'den alıntı yaparak söze başlayayım: "Hakkari'nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesi’ne 30 kilometre uzaklıktaki Uzundere Köyü yakınlarında operasyona giden askerlerin geçişi sırasında, önceki gece 23.30 sıralarında teröristler, yola döşedikleri mayını uzaktan
kumandayla infilak ettirdi. Patlamada, askeri araçta bulunan İstikam
Uzman Çavuş Ziya Bener, erler Özkan Dumlu, Deniz Demirci, Cafer Çelik,
Kemal Özevin ile Adil Yıldız şehit düşerken, sekiz asker de yaralandı.
Saldırı üzerine bölgede yoğun operasyona başlanırken, yaralı askerler
helikopterle bölgeden alınarak tedavi altına alındı. Hakkári Valisi
Muammer Türker, olumsuz hava koşulları nedeniyle yaralıların
helikopterle Şırnak’a gönderildiğini söyledi." Söylemek istediğim iki şey var, birisini Yılmaz Özdil zaten söylemiş bugünkü köşe yazısında. Okumanızı öneririm: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11750092.asp?yazarid=249
İkincisi ise bu çocukcağızların neden öldüğü. "Bu çocuklar neden ölüyor" sorusunun yanıtını kim veriyor bu ülkede? Bilmiyorlar mı yoksa korkuyorlar mı? Çok neden sayılabilir bu masumcağızların ölmesine; ama asıl neden için olaya çok tepeden bakmak gerek. Bizlerin ölmesi gerek ki bu çürük dünya düzeni onu kuranların lehine iki gün daha işlesin. Biz aynı yurdun evlatları birbirimizi öldürmeye çalışıyoruz ki ABD'nin kasasına daha çok para girsin. ABD de bu paranın bir kısmını Avrupa'ya sus payı olarak veriyor, bir kısmını ise "dahili ve harici bedhahlarımıza" aktarıp onların sadakatını sağlıyor. İnanmayanlar tarihe baksın, dünyanın şimdiki haline baksın. Ertuğrul Özkök'ü sevmediğimi beni tanıyan herkes bilir ya da tahmin eder; ama bugünkü yazısında dediği bir söz var ki... Doğru söze ne denir? "Şeh it yakınları ve gaziler, feragat ve fedakarlık isteyen savaşların kutsal emanetleridir"
Başta şehit yakınlarımızın olmak üzere bütün ulusun hatta insanlığın başı sağolsun. Tanrı şehitlerimize rahmet etsin. Gazilere ve yakınlarına da büyük geçmiş olsun. Maalesef hepimiz aynı oyunun potansiyel kurbanıyız; ama ateş de düştüğü yeri yakıyor.
|
|
|
|
|
Thursday, May 21, 2009 |
|
|
Windows'unuzu etki alanından çıkarmak ama kullanıcının bilgilerini kaybetmemek mi istiyorsunuz? Hatta ve hatta etki alanından çıktınız, "her şey için çok geç" diye mi düşünüyorsunuz? İşte size öneri: - Yeni kullanıcı hesabınızı oluşturun (Bilgisayarım'a sağ tık | Yönet'ten Kullanıcılar bölümü)
- Yeni kullanıcı ile bir kez sisteme giriş yapın
- Sistemden çıkın ve yönetici olarak yeniden giriş yapın
- Windows, yeni kullanıcınızın dizin ve dosyalarını hazırlamış olmalı. Hemen C:\Documents and Settings\ dizinine gidin ve yeni kullanıcınızın adını taşıyan dizinin adını değiştirin ama bu adı unutmayın. Başına "_" koyulabilir örneğin
- Etki alanı kullanıcı dizininizin adını az önce adını değiştirdiğiniz dizinin eski adı olarak değiştirin.
- Sistemden çıkın ve yeni kullanıcınız olarak yeniden giriş yapın
Bende Skype ve GTalk yeniden hesap bilgilerimi sordu; onun dışında her şey eskisi gibi. Başlat menüsünden masaüstüne, web tarayıcı çerezlerine kadar. Hatta Visual Studio ayarlarımı da kurtardım; ki en büyük sorunum oydu. |
Thursday, May 21, 2009 12:59:43 AM (GTB Daylight Time, UTC+03:00) | | Türkçe | Windows
|
|
|
|
Sunday, May 17, 2009 |
|
|
Yaklaşık bir haftadır üzerinde uğraştığım ve dün sabah Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisleri Kulübü etkinlikleri sırasında sunumunu yaptığım makalem "Linux ve Java". Makale sunumunu JTPD çatısı altında yaptım ve mezun olduğum okulun eğitim olanaklarını görünce içim sızladı desem yeridir. Askere gideyim geleyim, eğer olabilecekse bir iki derse girerim yazılım ile ilgili. En azından gençlere bir bakış açısı sunarız. Maksat geleceğe yatırım, vatana hizmet... Özet
Linux tabanlı işletim sistemleri bulunabilirliği, güvenliği,
sağlamlığı ve en önemlisi maliyeti açılarından günümüzde
en avantajlı işletim sistemleri olarak hak ettikleri ilgiye
kavuşmaya başlamıştır. Bu yazının amacı, önemi gittikçe
artan ve ülkemiz ev bilgisayarlarına da ulaşmaya başlayan bu
işletim sistemi ile Java'nın uyumunu ortaya koymak ve neden “Linux
ve Java” sorusunun yanıtlarını aramaktır.
Open Office 3.0 Dosyası : Linux ve Java.odt(810,14 KB)Microsoft Word XP/2003 (Open Office'ten kırma) : Linux ve Java.doc (992,5 KB)Adobe PDF : Java ve Linux.pdf (779,65 KB) |
|
|
|
|
Friday, May 15, 2009 |
|
|
Efendim, bugünkü kitap önerim Banu Avar'ın "Böl ve Yut" adlı kitabı. Kitap, Banu Avar'ın geçen sene mayıs ayına kadar 4 yıl boyunca TRT'de hazırladığı "Sınırlar Arasında" adlı programın seçme bölümlerinden derlenmiş. Kitaptaki bölümlerin ortak yanı, bölümlere konu olan ülkelerin "Batı"nın "ilgilendiği" ülkeler olması. Kitapta 13 adet ülkeden derlenen notlar var ve bu ülkeler şunlar: - Irak
- Ürdün
- Mısır
- Lübnan
- Suriye
- İran
- Rusya
- Abhazya
- Gürcistan
- Kosova
- Sudan
- Malezya
- Singapur
Banu Avar'ın programlarını izlemeye hiç fırsatım olmamıştı ama izleyen arkadaşlarımdan çok iyi yorumlar almıştım. Kitabı okuduktan sonra Banu Hanım'a karşı olan takdirim daha da arttı. Kitap yalnızca gezilen ülkelerin bugünkü durumlarını anlatmakla kalmıyor, kısa geçmişlerini de özetleyerek neden-sonuç ilişkisini kurmamıza yardım ediyor. Bu ülkelerde neden ekonomik orta sınıf kalmamış ve orta sınıfın önemi nedir insan çok iyi anlıyor. Örneğin, Atatürk'ün "Devletçilik" ilkesi bize öğretilirken "o eskidenmiş, artık özelleştirme diye bir şey var daha iyi" dedikleri yalandan başka bir şey değilmiş. Çünkü özelleştirme, bir liberalizm stratejisi. Devletin elindeki iktisadi kurumlar yurt dışına satılır savılır; "kürsel sermaye" ülkeye serbestçe giriş yaptığında da yerli üretim ithal ürünlerle rekabet edemez, çöküp gidermiş. Bunun sonucunda ekonomik orta sınıf ortadan kalkar, yurt dışından gelen şirketlerin yurt içi kollarına ortak olan kişiler çok zenginleşirken, çarkın dışında kalanlar git gide fakirleşirmiş. Bütün bunları yaparken kullanılan en büyük silah ise IMF ve "sıtend bay" anlaşmalarıymış. Bunlar bir yorum değil; dünyada geçtiğimiz yıllarda olup biten ve hala olup biten olaylar. Kitabı okuyunca insan bu ülkeler ile Türkiye arasında paralellikler görüyor ve üzülüyor. Anlıyor ki AKP kimmiş neymiş, Ergenekon "Terrör Örgütü" nereden ve neden uydurulmuş... Üzülüyor ama en azından anlıyor, "strictly bussiness" dedikleri neymiş. ISBN : 978-975-14-1314-7 |
|
|
|
|
|
Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği çatısı altında hiç duyulmamış, görülmemiş bir kampanya başlatıyoruz: Kurum ve kuruluşlara ücretsiz eğitim desteği! Tamamen ücretsiz, süreleri 1-3 saat arasında değişen eğitimler ile bilmediğiniz teknolojilere kuş bakışı bir görüş ya da nokta atışı ayrıntılı bir çalışma; karar sizin. Hakikaten beleş yahu, taş attınız da kolunuz mu yoruldu? Ayrıntılı bilgi ve mevcut eğitim listesi : http://www.jtpd.org/public/TheStory.jsf?storyId=141(Ben -gerekli hallerde oyuncu değişimi serbest olmakla birlikte- " Java Ortamında Sürekli Bütünlük Uygulamaları" eğitimini veriyorum) Eğer listede eğitim almak istediğini konu yoksa bizi haberdar edin; en kısa sürede çaresine bakılır elden geldiğince. |
|
|
|
|
Monday, May 04, 2009 |
|
|
Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği (JTPD) ve Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım ve Bilişim Kulübü'nün ortaklaşa gerçekleştirdiği ilk Java Teknoloji Saatleri (JTS) etkinliği geçen perşembe (30 Nisan 2008) Bahçeşehir Üniversitesi'nde yapıldı. Peki ben neden burada bunu anlatıyorum? Çünkü işin içinde ben de varım :)  Biraz acemiliğimize geldi belli başlı oluşumlar; örneğin seminer ve EKÜ sürelerini çok iyi ayarlayamadık genellikle yetişmedi konular. Mamafih, bir sonraki JTS'de bu gibi sıkıntılar yaşamamak için ne gerekiyorsa yapacağız. Genel olarak katılımcılar hazırlanan sunumlardan memnun kaldılar, özellikle EKÜ'ye ilgi yoğundu. Elden dağıttığımız anket kağıtlarında bazı katılımcılar "çok fotograf çektiniz, nerenize sokacaksınız bu kadar fotografı" eleştirisini getirmiş. Haklılar; ancak elden bir şey gelmez: 5 fotograf çekersin, 1 tanesi yayınlanacak kadar iyi çıkar. Yamuluyorsam düzeltin ama fotografçılık ahan da böyle bir şey. Etkinliğin çoğu fotografını ben çektim, elimde makine bir seminer salonunda bir EKÜ sınıfında. 3 küsür saat boyunca durmadan fotograf çektim ve karanlık çıkanlar ile net çıkmayan fotografları eledikten sonra elimde şu an kaç tane fotograf kaldı biliyor musunuz? 34. Bunları "seminerler (2 tane), EKÜler (2 tane) ve koridor" fotografları olarak 5 eşit parçaya bölseniz ortalama 7 fotograf oluyor her biri için -ki bu da çok sayılabilecek bir rakam değil. Kısacası eleştiriyi getirenler de haklı, ama malesef elden çok bir şey gelmiyor. Hem kendimizi hem de etkinliğimizi daha da geliştireceğimiz bir sonraki JTS'de sizi de görmek isteriz efendim; kim bilir belki bir konu da ben anlatırım (?) etkinlik ile ilgili ayrıntılı bilgi ve daha çok foto burada : http://www.jtpd.org/public/TheStory.jsf?storyId=134 |
|
|
|
|
|
|
|
| Archive |
| April, 2010 (1) |
| March, 2010 (1) |
| January, 2010 (2) |
| November, 2009 (1) |
| May, 2009 (6) |
| April, 2009 (5) |
| March, 2009 (1) |
| February, 2009 (1) |
| January, 2009 (1) |
| December, 2008 (8) |
| January, 2008 (2) |
| December, 2007 (3) |
| November, 2007 (3) |
| October, 2007 (8) |
|
|
|
|
| Themes |
| Pick a theme:
|
|
|
|