ajitatif.com - gökalp gürbüzer'in kişisel web sitesi
Friday, December 05, 2008
Şu sıralar Jargon'un yan projelerinden biri olan Jargon Firefox eklentisi için XUL yazıyorum.

Ayarlar diyaloğunda siteleri ve bu sitelere girildiğinde hangi jargonun çağırılacağını belirten bir listbox var. listbox'un iki sütunu var; site adı ve jargon. Kullanıcı istediği siteyi listeye ekleyeceği zaman site adını yazıyor ve "ekle" düğmesine basıyor. Sorun da burada başlıyor zaten; XUL dokümanyasyonunda listbox için appendItem(item) metodunu kullanın diyor ancak appendItem birden fazla sütun olduğunda işe yaramıyor; yarattığım satırlar bomboş görünüyor.

Sonradan öğrendim ki listbox'ta birden fazla sütun olduğunda appendItem(item) yerine appendChild(item) kullanmak gerekiyormuş. Ayrıca listcell ve listitem'ın label özelliğini değiştirmek için setAttribute(attrName, attrValue) kullanmak gerekiyormuş. Örnek javascript kodu aşağıda (aynen an itibariyle Jargon Firefox eklentisinde olduğu gibi):

var item = document.createElement('listitem');
var cellSite = document.createElement('listcell');
cellSite.setAttribute('label', site);
var cellJargon = document.createElement('listcell');
cellJargon.setAttribute('label', 'tr-TR');
item.appendChild(cellSite);
item.appendChild(cellJargon);
item.setAttribute('label', site);
if (this.getSiteIndex(site) < 0)
{
       listSites.appendChild(item);
       txtAddSite.value = '';
}

(Bu arada az önce dasBlog'un kullandığı FreeTextBox'un kod ekleme özelliğini keşfettim. xBlog'a eklemek istediğim ama zaman ayıramadığım birşeydi. "breh breh breh..." diyorum)

Not : Jargon adlı projeye http://jargon.ajitatif.com adresinden erişebilirsiniz. Zamanı gelince reklamını yapacağım. Eksiği var fazlası yok...

Friday, December 05, 2008 11:04:38 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [0] | dasBlog | Türkçe | Yazılım Geliştirme | XUL | Jargon#
Wednesday, December 03, 2008
Üçüncü makalem, NetBeans'de C++ programları yazmayı anlatıyor. Yine giriş seviyesinde bir makale ve bir önceki makalenin NetBeans IDE'ye çevrilmiş hali. Eğer C++ için güzel bir IDE arıyorsanız NetBeans'i deneyebilirsiniz ve bu makale size başlangıç için yardımcı olabilir.

Özet

NetBeans, pek çoğumuzca Java IDE’si olarak bilinir; ancak artık sadece Java’yı değil, C++’ı da destekliyor. Ben de bu makalede NetBeans’de nasıl C++ programları yazdığımızı ve yazdığımız programları nasıl adımladığımızı anlatmaya çalışacağım.



OppenOffice 3.0 Dosyası :Netbeans'de C++ Programı Yazmak, Derlemek ve Adımlamak.odt (614,83 KB)
Word 2007 Dosyası : Netbeans'de C++ Programı Yazmak, Derlemek ve Adımlamak.docx (610,8 KB)
Wednesday, December 03, 2008 10:09:17 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [1] | C++ | Makale | NetBeans | Türkçe | Yazılım Geliştirme#
Tuesday, December 02, 2008
Bir başka C++ makalesi; giriş seviyesinde. Konusu Linux konsolda C++ programları yazmak.

Özet

Linux'ta C++ programları derlemek ve adımlamak, özellikle Windows'a alışık olan kullanıcılara başlangıçta zor gelebilir. Bu makalede Linux'ta C++ kodlarını derleme ve adımlamanın Konsole'da nasıl yapıldığını anlatmaya çalışacağım.

Linux, siyah ekranlı bir terminal olan Konsole'a dayanır. Her ne kadar KDE, Gnome, XFCE vb. gibi pencere yöneticileri ile Windows ve MacOS benzeri bir görünüme kavuşsa da Konsole Linux'un vazgeçilmezidir demek yanlış olmaz.


OpenOffice 3.0 dosyası : Linux Konsolda C++ Program Yazmak, Derlemek ve Adımlamak.odt (165,74 KB)
Word 2007 dosyası : Linux Konsolda C++ Program Yazmak, Derlemek ve Adımlamak.docx (156,65 KB)
Tuesday, December 02, 2008 12:18:54 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [6] | C++ | Makale | Türkçe | Yazılım Geliştirme | Linux#
Monday, December 01, 2008
Geçenlerde Saygın, üzerinde bir süredir uğraştığı followeb'i dünyaya açtı. followeb, arka planda Google Trends'i kullanarak o gün/hafta/ay ya da istenilen bir tarihteki en popüler aramaları güzel bir görsellikle sunuyor ve insanların bu aramalar ve onların sonuçlarıyla ilgili yorumda bulunmalarını sağlıyor. Hal-i hazırda Google'ın yalnızca A.B.D. istatistiklerini vermesi dolayısıyla followeb de yalnızca A.B.D.'deki aramaları kapsayabiliyor.

Ayrıca aldığım duyumlara göre digg, stumble upon gibi sosyal öneri sitelerine de bağlantı koyacakmış.

10 puan 10 puan 10 puan... 100 puanla şampiyon Saygın !!

followeb: http://www.followeb.com


Monday, December 01, 2008 2:31:32 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [2] | Türkçe | Web#
Siteyi yeniden açmışız madem, gel beri Google Analytics !! Lakin o da ne? dasBlog'un içinde ne bir .master dosyası ne de default.aspx'te iki satır kod !!

Kendi başıma işin içinden çıkamadım ve internette yaptığım aramanın sonucunda dasBlog'un bütün HTML'leri themes/ dizini altındaki .blogtemplate soyadlı dosyalardan elde ettiğini öğrendim. Yapmanız gereken tek şey istediğiniz temaların homeTemplate.blogtemplate adlı dosyalarını bir metin düzenleyici ile açıp istediğiniz gibi oynamak. Ayrıca bazı temalar reklam alanlarını da ayırmış, Google AdSense'iniz varsa sadece o alanlara kendi ID'nizi yazıyorsunuz ve HTML yorum işaretlerini kaldırıyorsunuz o kadar.

Malesef her tema için bu işlemi tek tek yapmanız gerekecek...

Monday, December 01, 2008 1:58:38 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [0] | ajitatif.com | dasBlog | Türkçe#
"Ufak ufak eğitim işine kaymayı planladığımdandır ki ufak ufak makaleler yazmaya başladım. İlk makalem, C++ ile Özyinelemeli (Recursive) Fonksiyonlar üzerine.

Özyinelemeliler özellikle programlamaya yeni giriş yapan kişiler için oldukça zor bir konu olduğu için ilk makalemi bu konuda yapmayı seçtim. Makale, size özyinelemelileri muhtemelen başkasından duymadığınız şekilde anlatacak, ve umarım kavramanızı sağlayacak...

Özet:

Özyinelemeli fonksiyonlar, geri dönüş değerini kendilerini yeniden çağırarak veren fonksiyonlardır. Özellikle hiyerarşik metin ayrıştırma (parse) işlemlerinde (örneğin HTML ya da XML ayrıştırmaları) sıkça kullanılırlar. Özyinelemeli fonksiyonları anlamak için bilgisayarın çağrı yığınını (call stack) nasıl kullandığı hakkında biraz bilgi gerekir. Bu makalede size çağrı yığınından ayrıntılı olarak bahsetmeyeceğim; ancak örnekleri anlatırken satır aralarında bahsettiğim kadarı ile size hem çağrı yığını konusunda yeteri kadar bilgi vereceğimi hem de özyinelemeli fonksiyonları anlamanızı sağlayacağımı umuyorum.


Tamamı için tıkla: ozyinelemeli_fonksiyonlar1.rtf (72,61 KB)
Monday, December 01, 2008 12:52:39 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [0] | C++ | Makale | Türkçe | Yazılım Geliştirme#
ajitatif.com'u uzunca süren bir aradan sonra yeniden açmış bulunuyorum.

Önceki sunucu sabit disk fesatına uğradığından ve benim de sık sık veritabanı yedeği almadığımdan dolayı bir takım yazılar uçtu gitti. Onları yeniden ekleyemeyeceğim mamafih.

Volkan'ın xBlog'dan desteğini çekeceği dedikoduları (ki dedikoduların kaynağı bizzat kendisidir) ortalıkta dolaşırken xBlog'u ilk terk eden müşterisi ben oldum. Bildiğim kadarıyla başka müşterisi yok xBlog'un zaten... Yeni kullandığım blog yazılımının adı dasBlog ve veritabanına ihtiyaç duymayan, görüldüğü üzere de gayet şık bir blog yazılımı.

Eski projelerimi (projecep gibi) yeni sunucuda ayağa kaldırmam biraz zaman alabilir, müptelaları varsa biraz sabır diliyorum...

Bu kez yedekler alınacak !!

dasBlog: http://www.dasblog.info

Monday, December 01, 2008 12:23:21 PM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [1] | ajitatif.com | dasBlog | Türkçe#
Wednesday, January 16, 2008
Geçtiğimiz pazartesi akşamı Beşiktaş Kültür Merkezi'ndeki Mahşer-i Cümbüş adlı oyunu seyrettim. Oyun grubu, Fox TV'de cumartesi akşamları Anında Görüntü Show programındaki ekibin ta kendisi. Ben pek fazla televizyon izleyen birisi olmadığım için programı hiç izlememiştim ama sevdicek her cumartesi programı izliyor ve bana ballandıra ballandıra anlatıyordu.

Mahşer-i Cümbüş, oynadıkları oyun türüne "Tiyatro Sporu" adı veriyor. Tiyatro Sporu, tamamen doğaçlama üzerine kurulu ve çıkış noktalarını seyircilerden alıyor. Altı kişilik grup üçer üçer iki takıma ayrılıyor ve takımlardan birinin adı "Mahşer", diğerininki "Cümbüş" oluyor (Bana sorarsanız grubun adını "Mahşer ü Cümbüş" koysalarmış daha oturacakmış). Sergilenen oyun da bu iki grubun sırayla oynadıkları alt oyunlarla birbirlerinden daha iyi doğaçlama yaptıklarını kanıtlamaya çalışmalarına dayanıyor. Her bölüm sonunda izleyicilerden puan alınıyor ve puanlar bir tahtaya kaydediliyor.

Oyunlar izleyiciyi de işin içine katmakta oldukça başarılı. Hatta oyunların birinde bir izleyici sahneye çıkarılıyor ve o gün içinde neler yaşadığı anlattırılıyor. Sonrasında da sahnedeki seyircinin gece uyuduğunda görebileceği bir kâbus canlandırılmaya çalışılıyor. Ben oyunda oldukça eğlendim. O kadar ki, arada bir gece uyumak yerine Anında Görüntü Show'u izleyebilirim.

Mahşer-i Cümbüş grubunun ayrıca Beyoğlu Sadri Alışık Sokak'ta "Hayalhane" adında bir mekanları var ve cuma-cumartesi günleri oyunlarını orada sergiliyorlar. Gitmek istiyorsanız yer ayırtmak için acele edin; çünkü bir ay öncesinden bile yer bulamadığınız olabiliyor, nitekim grup televizyon programları sayesinde gittikçe ünleniyor.

Tiyatro sporu web-adresi: http://www.tiyatrosporu.com/
Wednesday, January 16, 2008 11:14:32 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [0] | Türkçe | Tiyatro | Tiyatro Sporu#
Sunday, January 13, 2008
Efendim bendeniz iki hattı olan ve her Allah'ın günü iki takoz taşıyan bir Türk genciyim. Telefonlarımdan biri Motorola A-780, diğeri ise yılları deviren Motorola MPX 200. MPX 200'ü biliyorsunuzdur muhtemelen ama A-780 MPX 200'den de büyük bir telefon.

Bu durumdan sıkılmış bulunan aji kişisi, çift sim kartlı telefonlara göz koydu ve kısa araştırmasından sonra az daha Philips'in reklamlarını vermeye başladığı Xenium 9@9W'u alıyordu. Aklınızda bulunsun, Philips de çift sim kartlı ama iki kart aynı anda etkin olarak kullanılamıyor. Birinden diğerine geçmek içinse makineyi kapatıp açmak gerekiyor.

Velhasıl kelam, fikrimi son anda değiştirip, geçen pazartesi (7 Ocak ediyor galiba) www.ereyon.com.tr'den verdim siparişi. Belki de biraz şanslıyım ki, telefon elime perşembe günü geçti. Ürün hakkında çok da göz doldurucu yorum ve incelemeler de bulamadım ve bu yüzden ben de kendimi bir inceleme yapma ihtiyacında hissettim. Hatta bu işi o kadar ciddiye aldım ki, bu sabah üşenmedim, elime yarı-profesyonel fotograf makinemi ve üçayağımı aldım ve telefonun fotolarını çektim. İşte yataycasına bir fotograf:

En baştan söyleyeyim, Samsung D880'in teknik özelliklerini bu sayfada bulacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Telefonun teknik özelliklerinden ziyade kullanımını değerlendirmeye çalışacağım. Yine de teknik özelliklerini görmeden almayın. Teknik özellikleri, bu işte en kapsamlı sitelerden biri olan gsmarena.com'dan bulabilirsiniz.
İşte size adres

Efendim, öncelikle telefonumuz bir kayar kapak model. Ben oldum olası kayar kapaklara antipati ile bakmışımdır ve kapak kralı olarak eski telefonlarumdan Nokia 7110'umu seçmişimdir; ama gördüğüm kadarıyla kullanışlılığı eksilten bir tasarım değil. Telefon kitapta yazdığı kadarıyla 18mm kalınlığında. Yani çok ince sayılmaz, ama benim eski iki telefonumdan da ince kalıyor. Raks'ın çift sim kartlı telefonunun da aşağı-yukarı tek sarılı bir yumurta kalınlığında olduğu da düşünülürse gayet makul bir boyut. Ben, D880'in boyutlarından memnun kaldım diyebilirim gönül rahatlığıyla.

Fazla lafı uzatmadan telefonu alış nedenimle ilgili görüşlerimi aktarayım. hepsiburada.com ve ereyon.com.tr'deki yorumlar arasında bir arkadaş ısrarla D880'in iki sim kartı aynı anda çalıştıramadığını söylemiş ve bir sürü olumsuz yorum almış. İşin gerçeği şu ki, Samsung D880 takılı iki sim kartı da aynı anda kullanmanıza izin veriyor. Hatta bu iki sim karttan biriyle görüşme yaparken diğeriyle de konuşma yapabiliyorsunuz ve hatta ve hatta henüz denememiş olmama rağmen kitapçıkta konferans özelliğinden de bahsediyor. D880'de birini arayacağınız zaman yukardaki fotograftaki gibi, ekranın altına iki sim kart seçeneği koyuyor ve telefonun sol tarafındaki bir küçük düğmeyle aramak (ya da kısa mesaj atmak) için kullanacağınız sim kartı seçebiliyorsunuz. İşin aslı, telefonun sol tarafındaki bu düğme biraz ufak ve kalınlığı telefonun kaplamasıyla bir olarak koyulmuş. Yani tuşa basmak için özellikle alışana kadar telefonu hafif sağa yatırıp tırnağınızı kullanmanız gerekebilir.

Telefon, ilk açtığınızda size varsayılan sim kartınızı soruyor. Bir arama ya da mesaj gönderiminde sim değiştirme tuşuna basmazsanız varsayılan kart kullanılıyor. İnternete girişlerde ise söke söke varsayılan sim kart kullanılıyor. Söylemeden de geçemeyeceğim, rehberdeki kişiler için tek tek varsayılan sim seçeneği yapamıyorsunuz. Örneğin benim durumumdaki gibi sevdiceğiniz Avea Mobil Öğrenci tarifesindeyse onu aramak için her seferinde sim değiştirme tuşuna basmanız gerekecek. Tabii, eğer Avea hattınızı varsayılan sim kart seçmezseniz...



Ayrıca, yukardaki fotograftaki birşeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Telefonun bellek kartı pilin altında kalıyor. Bundan önceki telefonlarımdan sonra bana çok kullanışsız geldi açıkçası. Gerçi çok sık kart değiştirmeyeceğimiz ortada ve kart dışardan takılabiliyor olsaydı telefonun gövdesinde az sonra yakınacağım bir yuva ve bir yuva kapağı daha olacaktı. Yine de, bu özellik beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.




Yukardaki fotografta görülen, D880'in şarj, USB girişi ve kulaklık çıkışı olarak ortak kullanılan, makinenin gövdesindeki yegane yuva. Yuva, standart bir yuva değil ve üzgünüm, kulaklıklar hiç de bir iPod kalitesinde değil. Kulaklığınızı da değiştirmek için pek bir şansınız yok malesef, çünkü dediğim gibi; yuva standart bir yuva değil ve yine malesef Walkman telefonlardaki gibi mikrofon kablosunun standart jak girişi yok. Ayrıca yukardaki yuvanın kapağı da pek çok telefonun yuva kapakları gibi çabuk kopacak gibi duruyor. Yine de Motorola MPX 200'ünkinden daha iyi duruyor, en azından bir sağlamca eksen etrafında dönen bir plastik parça ve daha uzun dayanacağa benziyor.

Samsung D880 Duos; FM radyo, 3.0 mega piksel otomatik odaklı fotograf makinesi ve MP3 çalar özelliklerini içeriyor. Çok fazla radyo dinleyen birisi değilim ve daha önceki cep telefonlarımda radyo yoktu. Bu yüzden bir karşılaştırma yapamayacağım, ama radyo yeterli gibi görünüyor.

Fotograf makinesi (ya da kamera) yeterli ve açıkçası HP'nin makinelerinden daha iyi fotograf çektiğini söyleyebilirim. Tabii ki gerçek fotograflar için gerçek bir fotograf makinesi almanız gerekecek. Telefonla çektiğim iki fotografı aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz. Birinde telefonun fotograflarını çeken yakışıklıyı, birinde de incelemeyi yapan yakışıklıyı bulacaksınız. Fotograflardan da görüleceği üzere, pek çok telefondaki gibi az ışıkta telefon çok başarılı değil ve flaşı da yok. İkinci fotograftaki gibi ışığı biraz iyi yakalayabilirseniz ve benim gibi makineyi titretmemeyi becerebilirseniz güzel portre fotograflar elde edebilirsiniz.

[Foto-1] [Foto-2]

MP3 çalar şık tasarlanmış ve önceden belirlenmiş ekolayzır ayarları var. Ama kulaklıklardan çıkan ses pek tatminkar değil. O yüzden müzik dinlemek için iPod'uma bağlı kalacağım. Yine de Mavi Sakal'ın Yeniden albümünü bellek kartına attım, ne olur ne olmaz.

Samsung D880'in şarj ömrü de ilk kullanımda 2 gün ile çift sim kartlı bir telefon için gayet başarılı.

Ekranı, D880'in neredeyse bütün ön yüzünü kaplıyor. Hatta o kadar ki telefonun kapağını kaydırmak için ilk günlerde telefonun ekranından başka destek alacak bir yer bulamadığımdan ekranın üzeri parmak izleriyle doldu. Ekran kalitesi ve çözünürlüğü gayet başarılı, ama renk doygunluğu ağabeyimin Sony Ericcsson W580i'sine yenildi. Görüntü daha net olmasına rağmen renk parlaklığı daha düşük kaldı.

Kısacası, hiçbir telefon henüz ilan edildiği gibi medya merkezi olabilmiş değil. Eğer oyun,  bilgisayar, telefon, fotograf makinesi ve mp3 çalarınız hep yanınzda olsun istiyorsanız yanınızda bir PSP, bir ZEN (iPod'um olmasına rağmen evet, bir ZEN - tarzı olmayan ama teknik açıdan iPod'dan üstün bir makine), bir dizüstü bilgisayar, bir cep telefonu ve bir fotograf makinesi taşımanız gerekecek. Buna istisna olarak mp3 çalarla telefonu kaliteli şekilde bir araya getiren Sony Ericcsson'un Walkman telefonlarını gösterebilirim. Bir de iPhone var ki, henüz benim için bir efsane. Gün olur da tanışırsam burada sizlerle paylaşmayı isterim.

Telefonun ereyon.com.tr'deki fiyatı ben alırken peşin 640 YTL civarındaydı ve telefonun kutusundan şarj cihazı, kulaklıklar, USB kablosu, yazılım CD'si ve kitapçıkları çıktı. Kitapçıklardan biri İngilizce, biri de Türkçe kitapçığın fotokopisi şeklindeydi. Sitede ürünün paralel ithalat ürünü olduğu yazıyor. Muhtemelen paralel ithalat dedikleri dağıtıcıdan değil, dışardan spot gibi getirmeye dayalı.

Gelelim sonuca; itiraf etmem gerekirse, Samsung'un yaptığı telefonlara çok sıcak bakmıyordum ancak D880, önyargımı şık görünümü, kaliteli malzemesi, kullanımdaki kolaylığı, zengin özellikleri ve tek pille çift sim kart besliyor olmasına rağmen iyi giden şarj süresiyle hiç zorlanmadan kırdı ve şimdi tek telefonda çift sim kartın rahatlığını yaşıyorum. Diğer çift sim kartlı telefonları kullanmadım ama gönül rahatlığıyla Samsung D880'i iki telefon taşıyan herkese önerebilirim.

Samsung D880, yanında iki telefon taşımaktan illallah diyen ortalama cep telefonu kullanıcıları için gayet başarılı bir ürün. Eğer çift sim kartlı bir telefon almayı düşünüyorsanız en yüksek ağırlığı Samsung'a verin der, saygılar sunarım. Umarım işinize yaramıştır :)

Sunday, January 13, 2008 11:13:19 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [3] | D880 | Samsung | Türkçe | Ürün İnceleme#
Wednesday, December 26, 2007
İki aylık merakım sona erdi, google baba yüzüme baktı.

ajitatif.com'u ilk açtığımda başvurduğum Google AdSense, siteme erişemedikleri için başvurumu reddetmişti (ilk sitemin diri süresini (up-time) %1 civarlarında gezdiren klavyehosting'e yeniden sonsuz teşekkürler). İkinci başvurum ("a" diyelim) da aşağı yukarı iki ay önce olmuştu, ama sevgideğer Google benim gibi yeni yetme bir blogcuyla ilgilenmek için fazla meşguldü herhalde ki iki hafta öncesine kadar öylece bekledim.

Bir iki kez daha başvuruda bulundum, kafam karışmıştı. "a"yı ikinci kez denediğimde başvurumu yeniden kabul ettiler ama üçüncü denememde "zaten senin hesabın var, adam ol, bekle iki dakika" dediler. Muhtemelen benim "a" başvurum arada güme gitmiş.

Neyse ki Google Baba yeniden yüzüme baktı ve AdSense hesabımı onayladı. Bundan sonra ajitatif.com'un tepesinde o sıkıcı reklamlardan görebileceksiniz. Volkan'a 1,5 yılda 55$ kazandırmış ve muhtemelen benim de 1 yılda alacağım para 30$ civarında olacak. Değer mi bilmiyorum gerçekten, göreceğiz :)

Bu arada sayfalarda bi yavaşlık sezindim Google reklamlarını almaya başladığımdan beri. İyiden iyiye yavaşlatırsa siteyi kaldırırım olur biter.

Not: e-posta adresimi "About" sayfasına ekledim. Neden bu kadar beklediğimi de bilmiyorum bu iş için...
Wednesday, December 26, 2007 11:11:20 AM (GTB Standard Time, UTC+02:00) | Comments [0] | ajitatif.com | Türkçe | google | AdSense#
Search
Archive
Links
Categories
Admin Login
Sign In
Blogroll
 aychulus.blogspot.com
Kuzen Ayşegül'ün blog'u
[Feed] volkanvardar.com
Volkan Vardar kişisel blog ve portföy sitesi
Themes
Pick a theme: